in ,

Skeleton Knight in Another World İsekai sevdalıların kalıcı olacağını kanıtlıyor

Başrolünde zırhlı, kemikli bir savaşçı olarak yeniden doğan bir karakteri oynatan Skeleton Knight, çoğu isekai akranlarına oranla neredeyse uysal. Sevilmemiş ezik kimseleri alıp uzak fantastik dünyalara yerleştiren isekai türü eserler hala ardı arkası kesilmeden verilmeye devam ediyor. Çoğu zaman karakterlerin yeni görünümleri hayatları kadar tuhaf olmakla beraber onları ortalama bir kahraman olmaktan çıkarıyor.

Skeleton Knight in Another World de bu görkemli yeni adete giriş yapmış bulunmakta. Tuhaf olması bir yana, Skeleton Knight yakın zamanda çıkmış isekai türünden eserlere göre neredeyse sıradan. Şimdi manganın ve animenin şaşırtıcı bir şekilde çekici olan bu önermesine bakalım.

Skeleton Knight’ın Alışılmadık Konusu

Skeleton Knight in Another World

Ennki Hakari ve KeG tarafından yaratılmış Skeleton Knight in Another World, diğer isekai eserleri gibi hafif roman serisi olarak başlamıştı. Roman, hafif roman ve manga serileri hala devam etmekte olmakla beraber anime adaptasyonunu da Studio Kai ve HORNETS üstlenmiş bulunmakta. Konusu da birçok isekai geleneğine uymaktadır. Uyandığında kendini oynadığı oyunun evreninde bulan sıradan bir “gamer”ı konu alır.

Sorun şudur ki bu yeni hayatında kendisi bir hortlaktır. Bu zalim gerçeklik onun popülerliğinden eksiltse de ilk tanıtım fragmanında gördüğümüz üzere hızlıca kendini beyaz zırhlı-velev ki kemikli- şövalye ilan eder. Seri fantastik içerikli ve iyimser bir görünüşe sahip olsa da, fragman aynı zamanda açıkça sergilenmiş şiddet sahneleri içermekten de çekinmediğini gösteriyor.

Tam anlamıyla herhangi bir şey olarak reaekarne olduğum o zaman

Skeleton Knight in Another World

İsekai türü modern anime için çok tercih edilmiş bir tür ve türün geleneğine ne kadar değişiklik getirilirse trendlerde de o kadar değişiklik ortaya çıkıyor. Bu kalabalık türde kendilerini göstermek için yaratıcılar kitaplarını ve dizilerini dayandıracak en tuhaf fikirlerle çıkageliyor gibi gözüküyor. Bu yüzden bu çıkan hikayelerden sonra gelen diğer hikayeler de giderek tuhaflaşıyor. Popüler olmuş olan “That Time I Got Reincarnated as a Slime”ı “Canavar isekaisi” olmasıyla buna örnek gösterebiliriz. Başkahramanı aldatıcı bir şekilde güçlü bir slime olarak yeniden doğduktan sonra bunun gibi birçok kahraman da bu akıma ayak uydurdu. Neredeyse her şeye dönüştüler, kocaman örümceklerden tutun kedilere kadar.

Son zamanlarda seriler tamamen kendileriyle dalga geçmeye, hikayelerinin ne kadar absürt olduğunu vurgulamaya başladılar. “Full Dive” aşırı gerçekçiliği yüzünden gerçek hayattan farklı hissettirmeyen bir sanal gerçeklik oyununu konu alıyor. Aynı şekilde “Reborn as a Vending Machine, I Now Wonder the Dungeon” tamamen hareketsiz, gerçek anlamda konuşamayan bir otomatik satış makinesi olan bir başkahramana sahip. Bu da resmen kendi vücudunda sıkışıp kalmış olduğu anlamına gelmesiyle istemsizce seriyi korku türüne dahil ediyor. Bu yapımlara oranla Skeleton Knight daha kabul edilebilir gibi gözüküyor. Yine de kesinlikle isekai türünün komedi unsuru olarak insanları canavarlara dönüştürmesinin bir örneği.

Black Clover

Black Clover: Anime, izleyicileri nasıl Asta’ya döndürdü?

Akame ga Kill

Akame Ga Kill: Esdeath Hakkında Bilmediğiniz 10 Şey